Havacılık Psikolojisinin Tarihteki Yolculuğu

Yazar :

Merhaba değerli okuyucularımız, bu yazımda sizi aslında sitemizin adının yani “havacılık psikolojisi” nin tarihine bir yolculuğa çıkarmak istiyorum. Eğer bu yazıyı okumaya başladıysanız, yolculuk için bileti çoktan almışsınız demektir. Haydi başlayalım!

Yirminci yüzyılın başlarında hava ulaşımının başlangıcıyla, insanların uçuş yetenekleri ve bu yeni ortamın (uçuş ortamı) insanlar üzerindeki etkileri psikoloji bilimi için de ilgi alanı haline geldi. Havacılık psikolojisinin asıl başlangıcı ise Birinci Dünya Savaşı zamanlarıydı. Hava araçlarını kullanacak kişilerin seçilmesi ve eğitilmesi savaş gibi hayati bir durumda önem kazanan bir konu oldu. Bu dönemde pilotların kaza ve ölüm oranlarının artması üzerine sebebi araştırıldığında, kaynağın düşmanın saldırısından ziyade pilot hatası olabileceği ihtimali ortaya çıktı. Ayrıca birçok pilot savaştan döndükten sonra uçma korkusu yaşayınca havacılık psikolojisine dair çalışmalar hız kazandı.

1915 yılında Almanya’da motorlu taşıt sürücülerinin seçimi için ilk psikolojik test merkezi kuruldu. Testler Birinci Dünya Savaşı sırasında özellikle pilotların, ses detektör operatörlerinin ve uçaksavar topçularının seçilmesinde Almanya’da kullanılmaya devam etti. 1916’da uçuş görevlilerinin seçimi ve zihinsel problemler dahil olmak üzere eğitim veya hizmetlerine devam etmek için uygun olmayanları belirlemek için Kraliyet Uçan Kolordusu’ na özel bir sağlık kurulu oluşturuldu. Bu kurulda yer alanların neredeyse hepsinin, kendilerinin de uçmayı öğrenen kıdemli tıbbi ve cerrahi personel olması dikkat çekicidir. Bu kurulun yaptığı çalışmalar sonucunda havacıların iş rutininin oldukça stresli olduğu kabul edildi. Havacı adayları incelenirken görme keskinliğinden sonra, psikolojik uygunluk anlamında kullanılan “mizaç” kavramının da çok önemli olduğu ifade edildi.

Birinci Dünya Savaşı’nın başlarında Amerikan Psikologlar Derneği (APA) Havacılığın Psikolojik Problemleri Komitesi (Committee on Psychological Problems of Aviation)’ni kurdu. Kasım 1918 de bu komite, Ulusal Araştırma Derneğinin alt komitesi olmuştur. Komitenin iki üyesi, W.R Miles, L.T Troland, uçma kabiliyetini değerlendirmek için zihinsel ve fizyolojik testler geliştirmek üzere çalışmalar yaptı.

Dockary ve Isaac (1921), savaş yıllarında İtalya, Fransa, İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri’ndeki havacılık psikolojisi araştırmalarını gözden geçirdiğinde İtalyanların, uçuş eğitimi verilecek kişileri seçmek için kapsamlı araştırmalar yaptığını gördüler. Giusseppe Gradenigo’nun yönetiminde Torino, Napoli ve Roma’ daki laboratuvarlarda bu araştırmalar için çaba sarf edilmiştir. İlk çalışmalar başarılı, vasat ve başarısız havacıların performansını karşılaştırarak iyi bir uçak pilotunun, psiko-motor becerileri, dikkati ve koordinasyon yeteneği güçlü kişiler olduğunu ortaya çıkarmıştır. Genel olarak, İtalyanlar kişiyi test sonuçlarına göre elemek yerine, kişinin genel profilini geliştirmeye yönelmişlerdir. 

1939’da Havacılık Psikolojisi Ulusal Araştırma Konseyi Komitesi (National Research Council Committee on Aviation Psychology) kuruldu. Bu komite grubu, önce Jack Jenkins başkalığında Marylad Üniversitesi’nde ve daha sonra Morris Viteles tarafından Pennsylvania Üniversitesi’nde havacılık psikolojisi alanında geniş araştırmalar yapmıştır. ABD Hava Silahlı Kuvvetleri Havacılık Psikolojisi Programı’nın (1947) savaş sırasındaki çabaları daha sonra “mavi kitaplar” olarak bilinen 19 kitaptan oluşan seride belgelenmiştir.

II. Dünya Savaşı sırasında havacılık psikologlarının çabaları, havacıların seçimi ve eğitimini ve bu kişilerin geliştirilmekte olan yeni ekipmanla arasındaki etkileşimin önemini ortaya çıkarmıştır. Ohio Devlet Üniversitesi 1945 yılında ilk havacılık enstitüsünü kurmuş Ohio Devlet Havacılık Psikolojisi Labavatuarı, 1949 yılında Paul Fitts’in yönetiminde açılmıştı.

Tüm bu gelişmeler ABD’de yaşanırken 1956’da dokuz kişiden oluşan bir grup havacılık psikoloğu Avrupa’da Batı Avrupa Havacılık Psikologları Derneğini kurmuşlardı (WEAAP).   1964 yılında ise ABD’de, bir grup psikolog Havacılık Psikologları Derneği’ni oluşturmuştur.  İlerleyen yıllarda ise havacılıkta, kokpitte bulunan düğme ve kadranlardan ziyade çok daha büyük bir sorun olan iletişim eksikliği sorunu fark edilmiştir. 1980’lerin başlarında yayınlanan bazı makalelerde; kontrolörler ile kontrol ettikleri uçak arasındaki ve uçuş ekibi üyeleri arasındaki iletişim ve acil durumda havada haberleşme önemli problemler arasındaydı.

2000’lerden sonrasına ve yakın tarihe baktığımızda ise artık hem ülkemizde hem de birçok ülkede havacılık psikolojisi önemli bir araştırma ve çalışma alanı olarak karşımıza çıkmaktadır. Psikolojiye böyle değerli bir alan kazandıran tüm değerli bilim insanlarına bize bu çalışma alanı açtıkları için teşekkürlerimi sunuyorum.


Yazan: Psk. Dan. Sidre Çalışkan

Kaynakça:

Koonce, J. M. (1984). A brief history of aviation psychology. Human Factors, 26(5), 499-508.

Bor, R., Field, G., & Scragg, P. (2002). The mental health of pilots: An overview. Counselling Psychology Quarterly, 15(3), 239-256.

Yorum Bırak ;

E-mail hesabınız yayınlanmayacaktır.

Belki İlgini Çeker ;

En Yeniler

Havacılık Psikolojisi Uçan Blog
Havacılık Psikolojisi Uçan Blog