Tenerife Faciası

Yazar :

Selam havacılık meraklıları

Bugün sizlere havacılık tarihinin en büyük kazası ve aynı zamanda belki de en ilginç kazalardan  birisi olan Tenerife faciasından bahsedeceğim.

 Adeta film gibi hikayesi olan bu facia, tarihler 27 Mart 1977 de gerçekleşti. Sisli bir Pazar günü Tenerife Adasının en büyük şehri Santa Cruz de Tenerife de yaşanan kaza, arkasında yüzlerce cansız beden, binlerce yaşlı göz, iki dev Boeing 747 enkazı ve tüm dünyaya büyük bir ders bıraktı.

Bu kazanın başlamasındaki olay

 Gran Canaria Uluslararası Havalimanı terminalinde terörist bir grup tarafından saksıya konan bombanın patlamasıyla başlamıştı. İkinci bir bomba ihbarı alan yetkililer alanı boşaltmış, hava trafiğini kapatmış ve tüm uçaklar Tenerife’de bulunan Los Rodeos Havalimanına yönlendirmesi ile başlamıştı. Tenerife’de bulunan havaalanı sakin bir gündeydi ve yoğun trafiğe sahip değildi. Pistin fiziki şartları çalışanlar hava trafik kontrolörü böyle bir yoğunluğa alışık değildi.

Bir başka talihsizlik de havanın bozulması

Tenerife havalimanı, yönlendirilen trafikle birlikte çok yoğun bir hal almaya başladı. Apronlarda yer bulmakta zorlanan hava trafik kontrolörlerinin, uçakları yönlendirirken gittikçe zorlanmaya başladığı o anlarda, yaşanan talihsizliklere bir de kötü hava muhalefeti eklenmişti. Pistleri hızla sis bulutları kaplamakta ve görüş açısı her geçen dakika azalmaktadır. Havaalanında sadece bir pist bulunmakta, bu nedenle uçaklar arka arkaya sıra almaktadırlar. Uçuştan önce pistin sonuna yerden gidip, orada 180 derecelik bir dönüş yaparak uçuşa geçmeye başladılar.

O gün oraya yönlendirilen KLM şirketinin Boeing 747 ve Pan-Am şirketine ait Boeing 747 uçaklarının arkak arkaya olması kazanın bir başka faktörlerinden birisi olmuştur.  KLM şirketine ait Boeing 747 uçağın pilotu şirketin en iyi pilotlarından sayılan ve aynı zamanda reklam yüzü olan deneyimli bir pilottu. KLM, o yıllarda yaşanan gecikmelerle birlikte şirketin uğradığı maddi zararlar konusunda oldukça katı kurallara sahipti. Bu nedenle pilotların üzerinde inanılmaz bir zaman baskısı vardı. Bomba nedeniyle zaten oldukça zaman kaybettiklerini düşünen KLM pilotu, sicilinde böyle bir durumun olmasını istemediği için, bir an önce kalkış yapmak adına aceleci davranıyordu. Zamandan kazanabilmek adına pilot, hızla yakıt ikmali gerçekleştirmek istedi.KLM’in yakıt ikmali talebi nedeniyle uçağın yolcularının indirilmesi, ikmal yapılması ve tekrar yolcuların kabine alınması gerekiyordu. Pan-Am uçağı da beklemede kalmak zorundaydı ve bu durumdan hiç memnun değildi. İşlemler tamamlandıktan sonra iki boeing 747 sıraya girmeye başladılar. Her iki uçakta kuleyle doğru iletişim kuramamaya başladılar. Gelen talimat üzerine KLM’ye ait boeing 747 dördüncü perona Pan-Am ın uçağı ise üçüncü perondan ayrılacağı söylendi. 

Ama üçüncü peron bir boeing 747 ‘e göre dönebilecek bir yer değildi ve dar bir yoldu Pan-Am uçağı bunu fark edince dördüncü perona ilerlemeye karar verdi. Bu arada kule ile iletişimde problemler yaşamaya devam ediyordu.Üstelik sık sık bulutların arasında kaybolan bu havalimanında yer radarı yoktu ve hava trafik kontrolörlerinin pisti görmesine engel olacak yoğunlukta bir sis vardı. Kalkış pozisyonunu alan KLM’nin kaptanı Van Zanten iyice sabırsızlanmaya başlamıştı ki motorlara kalkış için güç vermeye başladı.Uçağın yardımcı pilotu kaptanını uyararak henüz kalkış izni almadıklarını belirtti. Kaptan uyarıyı dinledi ve yardımcı pilotundan izin almasını istedi. Bu esnada telsiz konuşmalarında çok fazla kesilme ve cızırtı yaşanmaktaydı.Kule “Tamam, kalkış sıranız için sizi bilgilendireceğim” şeklinde bir anons geçti fakat KLM uçağının kokpitinde duyulan kısım “Tamam” oldu. Pilotlar motorları tekrar çalıştırdılar 

 

 

KLM uçağının kalkış konuşmalarını duyan Pan-Am uçağı pilotları, telsizden hala pistte olduklarını bildirdiler. Kalkışa hazırlanan KLM kokpitinde, sadece cızırtılardan ibaret bir ses duyuldu. Yardımcı pilot ve uçuş mühendisi, pistte uçak olabileceğinden şüphe edip kaptan pilotu uyarsalar da ne yazık ki kaptan kararını değiştirmedi ve hızlanmaya başladı.KLM uçağı kalkış için pistte hızlanmaya başladığında görüş mesafesi 300 metreye kadar düşmüştü. Oysa kurallar kalkış için en az 700 metre görüş mesafesi olması gerektiğini söylüyordu. İletişim sorunlarının yanına yoğun sis de eklenince felaket kaçınılmaz oldu.

 

 

Pilotlar, Pan-Am  uçağı fark ettiklerinde uçaklar birbirlerine çok yakındı. ​KLM uçağının pilotu, hızla lövyeyi kendine çekerek, dev Boeing 747’yi, Pan-Am uçağının üstünden geçirmeyi hedefledi. Bu sıradaPan Am uçağının kaptan pilotu motorlara tam güç vererek pistten uzaklaşmaya çalışıyordu.  KLM uçağının kalkıştan hemen önce depolarını Amsterdam’a geri dönecek kadar yakıt ile doldurması, Pan Am uçağının üstünden geçecek kadar havalanmasına engel oldu ve KLM uçağı yaklaşık 260 km/s hızla Pan Am uçağına çarptı.Çarpmanın şiddetiyle yaklaşık 150 metre kadar yükselen uçak, hızla yere çakıldı, ardından pistte metrelerce sürüklendi. Dolu yakıt tankları yüzünden, anında alev alan jet yakıtı ortalığı cehenneme çevirdi. KLM uçağında bulunan kimse kurtulamadı ancak Robina van Lanschot, uçak planlanmayan bir şekilde Santa Cruz de Tenerife’ye indikten sonra bu adada yaşayan erkek arkadaşının yanına gitmek için hemen orada uçaktan ayrıldı ve tekrar binmedi. Böylece hiç kimsenin canlı olarak kurtulamadığı KLM uçağında yolcu listesinde ismi bulunduğu halde hayatta olan tek isim o oldu.

Pan-Am uçağında ise kayıp daha büyüktü. 380i yolcu 16 sı müretabat olmak üzere toplam 396 kişiyle  Los Rodeos’tan havalanmayı planlayan uçakta 335 kişi hayatını kaybetmişti.

61 kişinin hayatta kaldığı Pan Am uçağında pilotlar ve uçuş mühendisi de hayatta kalanlar arasındaydı. Bu özelliğiyle Tenerife faciası yolcuların büyük çoğunluğu hayatını kaybettiği halde pilotların hayatta kaldığı ender uçak kazalarından biri olma özelliğini taşımaktadır.

Kaza Rporu

Van Zanten’in kalkış izni aldığından emin olmadan pistte hızlanmak gibi ölümcül bir hata yaptığını gün gibi açığa çıkartıyordu. Zaten kazanın temel nedeni olarak da onun aceleci tavırları ve kalkış için izin alındığından emin olmadan hareket etmesi gösterildi. Bunun yanında kule görevlilerinin pisti göremeyeceği yoğunlukta bir sis olması, tek frekanstan iki uçakla birden bağlantı kurulmaya çalışılması, konuşmalardaki anlaşılmazlık ve Pan Am uçağının pisti C3 taksi yolundan terk etmemesi kazanın diğer sebepleri olarak rapor edildi. 

En başından beri Van Zanten ve ekibine yönelik suçlamaları kabul etmeyen KLM, en nihayetinde rekor bir tazminat ödemek zorunda kaldı. Kazada hayatını kaybedenlerin ailelerine ve hayatta kalanlara 58 bin ile 600 bin dolar arasında değişen ödemeler yapan firma toplamda yaklaşık 110 milyon dolarlık ödeme yaptı.

Ayrıca Büyük bir havayolu şirketinin baş pilotu, uçuş eğitmeni, hatta reklam yüzü olan Kaptan Pilot Van Zanten 11 bin 700 saatlik uçuş tecrübesine rağmen büyük hatalar yapmış, bu hatalar havacılıkta insan faktörünün önemini bir kez daha gözler önüne sermişti.

27 Mart 1977 günü Santa Cruz de Tenerife’de yaşananlar arkasında tüm dünyaya büyük bir ders ve hiç unutulmayacak bir ironi bıraktı; dünyanın en büyük havacılık kazası yerde gerçekleşmişti…


Yazan: Süleyman Ünal

Kaynakça

 

 

 

Yorum Bırak ;

E-mail hesabınız yayınlanmayacaktır.

Belki İlgini Çeker ;

En Yeniler

Havacılık Psikolojisi Uçan Blog
Havacılık Psikolojisi Uçan Blog