Uzay Araştırmaları-2: Dünya

Yazar :

Hava, su, ateş ve toprağın bir araya gelip yaşam kaynağını oluşturan hayat ağacı…  Bazıları için karasal bir nokta iken bazıları için güneş ile bir araya gelip kaderin kendisini oluşturuyor… Acaba gerçekten bir kör nokta mı yoksa zaman ve mekanın sınırları içinde bir kader mi? Uzay Araştırmaları serimizin 2.si olan “Dünya” ile okumaya devam edelim…

 

Dünya, insan olarak tanımladığımız bizlere ev sahipliği yapan güneş sistemindeki üçüncü gezegendir. Merkür kadar sadık, Venüs kadar ateşli olmayan Dünya, Güneş tarafından en fazla şımartılan gezegen olma özelliği taşır dağların, vadilerin, kanyonların, ovaların, denizlerin ve okyanusların ev sahipliği ile. Henüz oluşumunu tamamlamış genç, hareketli, sert yapısı olan dünyanın dağları ve volkanları bu yüzden aktiftir. Aynı zamanda %70 oranında suya sahip olmasıyla ‘okyanus gezegen’ olma ünvanını elinde taşır. Güneş sistemindeki gezegenlere adil davranmamış olacak ki Dünya atmosferindeki azot ve oksijen insanların rahatça nefes almasını sağlarken uzaydan gelen meteoroidlerden de insanları korur. Bir günlük zaman ise, Güneş ve Dünyanın ahenkle birbirine eşlik ederken oluşturduğu 24 saattir. Güneşin ona bahşettiği eşsiz doğasına karşılık Dünya, görevini layıkıyla yerine getirerek Güneş etrafındaki dönüşünü 365, 25 günde tamamlar.


Dünya’nın Komşuları 

 

Dünya Güneş’e aşık, Ay da Dünyaya… 

Ezgi’nin günlüğündeki  gibi sevdiğim başka sevenim başka… 

Ay, Dünya’nın tek uydusudur. Dünyanın çevresinde gezip durur bir gün ona yaklaşma umuduyla. Diğer gezegenlerden farkı ise bir tane olmasıdır. Ay’ın çekim kuvveti ile Dünya üzerinde yıkıcı boyutlara uzayabilen doğal afetler yaşanabilmektedir.

Derin Uzay İklim Gözlemevi (DSCOVR) uydusundan gelen bu görüntü: 2015 yılında Dünya’nın güneşli tarafının önüne doğru hareket ederken fotoğraflanan Ay’ın eşsiz bir görüntüsü.

 

Dünya, Güneş sistemindeki üçüncü gezegendir bundan dolayı ateşli Venüs ve Mars, Dünyanın komşularıdır.


Dünya’nın Hızlı Geçmişi

Uzun zamanlarda beri güneş sistemindeki yerini bilmeden yaşayan Dünyalılar antik çağdan beri gökyüzünü gözlemleyerek Dünyanın diğer gezegenlerin merkezi olduğu kanısında idi. İtalyan Giordano Bruno ve Galileo Galilei dünyanın orta çağdaki  öncü gökbilimcileri olarak yaptıkları gözlemlerle bu durumu değiştirmeye çalıştılar. Günümüzde ise Uzaya gitme avantajımız olduğu için Güneş Sistemini ve uzayın derinliklerini uzaktan keşfetmemizi gerektirecek herhangi bir durum kalmamıştır. Ah Dünya! Küresel ısınma, savaşlar, salgınlar derken Güneş’in gözde gezegeni olmaktan çıkıp kendini yok etme girişimlerinin yanı sıra komşu gezegeni Mars’a koloni kurma çabasında… Bakalım bu garip dünyanın hali ne olacak?

 

Uzaya seyahat eden ilk canlı, başlangıçta Kudryavka (Küçük Kıvırcık) adında bir dişi Samoyed Terrier’ di. Daha sonra Laika (Barker) olarak yeniden adlandırıldı. Yaklaşık 6 kg ağırlığındaydı. 

1957’de Sovyetler Birliği’nin Sputnik 2’sinde Dünya’nın yörüngesinde dönen ilk Dünyalı unvanını alan Köpek Laika, yolculuktan canlı dönemedi. Birkaç yıl sonra, iki Sovyet uzay köpeği – Belka ve Strelka – uzaydan canlı olarak dönen ilk canlı varlıklar oldu – ve böylece gelecekteki insan kaşiflerinin yolu açıldı.

 

 

Ulusal Uzay Bilimleri Veri Merkezi, Köpek Laika


 Yazan: Psk. Dan. Ece ERDOĞDU

Kaynakça:

 

NASA Official: Kristen Erickson Program Manager: Heather Doyle Contact NASA Space Place  Last, Haziran 4,  2020

NASA Earth Observatory, NASA’s Climate Portal, NASA Earth Science Division, Mart 22, 2010

 

1 Yorum *
  1. Esen 2 ay ago
    Reply

    💯💯

Yorum Bırak ;

E-mail hesabınız yayınlanmayacaktır.

Belki İlgini Çeker ;

En Yeniler

Havacılık Psikolojisi Uçan Blog
Havacılık Psikolojisi Uçan Blog